
ilk geldigimde bu uzak memlekete, icime kapanmistim, kapatilmistim. annemle ablamla her konusma bagris ve zirlamayla bitiyordu, neden diye soruyordum, sen goremiyorsun, gozun gormuyor, kulagin duymuyor dediler. unut onu. sevme onu. bitir bunu. ve boyle surdu bu iki sene. agladim sabah aksam. bos yere. hic yere agladim. cok akinca goz yasi anlami kalmadi kimse icin. ama tuketmezmi birseyleri. bir cozum bulmaya calisiyordum.
cozum bulmak bir yana, daha icinde oldugum durumu anlayamiyordum ki. nasil olur dedim durdum.
bir ev arkadasim vardi. lili. cinli. onunla konustum bazen. benim deliligimin karsisinda o bin kat sakindi. dur dedi. hicbirsey ayni kalmaz. hersey degismeye mahkum bu hayatta. anlamadim. yinede devam ettik konusmalara. lili nin getirdigi cinin en nadir ciceklerinden yaptigimiz caylari icerken.
aglama rutinleri degismedi. devam etti. benim tarafimda durum buydu. evde ne oldu bilmiyorum ama duruldu, hic konusulmadi bir sure. sonra nadasa birakilanlara bakinca goruldu anlamsizligi karsi cikmanin. paylasmaktan korkmanin.
hayatimin ikinci donum noktasiydi bu. ve ilki gibi buda benden ne kadar goturduyse belki daha fazlasini verdi. kendime, yanimdakilere, uzaktakilere baktim.
karsilikli suclamanin, satasmanin, savasmanin hicbirseye faydasi yok, olamaz.
oysa savas o kadar kaplamiski etrafimizi, bunu daha ne kadar gormezden gelebiliriz bilemiyorum. gercek bir savas bu. 30 yillik savas. benim yasim kadar savas.
nasil olduda ben bu yasima kadar savasa hayir diye sokaklarda bagira cagira dolasmadim. konusmadim insanlarla bunu. nasil bir kayitsizlikla yasadim bu hayati. ekmek elden su golden gecti gunler. neden sorusunu sormadim. gerceklerle degilde onume konulanlarla yetindim.
kolaydi bu cunku. soru sormak zordu. soranlarin halini azda olsa goruyordum, duyuyordum. rahatimi bozmak istemedim.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder