20 Eylül 2007 Perşembe
feys bok!
belkide, olabilir, bilmemkilerle dolu konusmalarim,yazilarim cogu zaman, onu fark ettim. gunes son demlerinde. oxen pond bizi bekler. anlatacak seyler birikti. seneye nerde olucaz. sen paris, ben montreal mi acaba. hayiiiiiiiiiiiiir... olamazzz. yuruyus iyi gelir. like a meditation demisti kadin. yuruyelim. konusalim.
18 Eylül 2007 Salı

joe.. kafasindaki bere cekmisti dikkatimi ilk, bir karti vardi, hani kafelerde bedava olur ya. onlardan almistim yanima, bakiyordum arada bir. ama bilip bilmedigimi hatirlamiyorum dinledigim muzikleri yapanin o oldugunu. joe zawinul 11 eylul 2007 de obur diyara gecti. mutlumu orda acaba. yine muzigini yapiyormu. bilmeden bildigim, sevdigim seylerden biri buda. belki boylesi daha guzel.
7 Eylül 2007 Cuma
uzay zaman
oku oku oku dusun ve sona bi daha oku oku dusun.....ve boyle gitsin bu.iyi gitsin de nereye gidiyo ve niye gidiyo. bazen ilerleyebilmek icin boyle sorulari pek sormamak gerekiyo galiba.bisiler yapiyo iste herkes.belki de bu zamanda uzayin bu kosesinde dunyanin bu yerinde neden oldugumuzu unutmak icin daliveriyoruz bisilere ve akintiya birakiyoruz kendimizi.iyi ve kotu ayrimindan tamamen siyrilmis bu akinti.olan sey var sadece ve o da o anda gecmis oluyo birdenbire.sonra yeni bi an.gecmisle ne kadar bagdastirsa da kafamizi o yeni ani aslinda herseyden bagimsiz olarak duruyo o an, sadece o an olarak karsimizda hatta icimizde veya biz onun icindeyiz.uzay ve zamanin mucizesi o an.nasil algiladigimiz ve algilandirdigimizla birlikte.her nerede yasiyor ve yasatiliyorsak belki de.
berry
geldim bolume. kahvem icin birinin sutunden (c)aldim. onceden konustugum ve konusmayi seven iyi aile babasi gulec yuzlu bir hocayla basladim geyige, uzattikca uzatiyorum, adamda gaza geldi newfoundland deki berry leri saymaya basladi: blueberry, bakeapple, rasberry, partridge berry, bisi daha vardi.. bes cesit saydi. ilk ucunu tecrube ettik ama son ikisini hala mechul benim icin. meyve mi olsam ben yoksa, kekik olmaktansa. daha dogrusu kekik kokmak istiyodum ben, kafada baya toparlamistim aslinda, kekik kokmak istiyen kizin hikayesini yazicaktim. cesaret edemedim belkide.
5 Eylül 2007 Çarşamba
fransiz likoru
sla nin paris haberleri ile costuk, tez konusu degisti, gaza geldik. korkumuzla yuzlestik: salabi ve strakkkciril geology. yine gunun yogunlugu altinda ezilmisken rob a gidip yavas yavas demlendik ve evindeki yeni karakterleri izledik.
al iste janim, bir blogumuz oldu da ne oldu. gecenin bir yarisi kalkip zonklayan kafamdakileri buraya geciriyorum. i think i am missing something about face book diyordun bugun. haklisin. facebook un olayi nedir bilmem. yok. bence olay insandan insana cok degisiyor. bu blog da kafamdaki ellibin kusur gerekli-gereksiz ayrintidan birazcikda olsun kurtulmam icin bir karalama defteri olabilir. denemek lazim demistik..
bisiklete bacagi feci carpmisim dun. oraya bepanten surucem.
al iste janim, bir blogumuz oldu da ne oldu. gecenin bir yarisi kalkip zonklayan kafamdakileri buraya geciriyorum. i think i am missing something about face book diyordun bugun. haklisin. facebook un olayi nedir bilmem. yok. bence olay insandan insana cok degisiyor. bu blog da kafamdaki ellibin kusur gerekli-gereksiz ayrintidan birazcikda olsun kurtulmam icin bir karalama defteri olabilir. denemek lazim demistik..
bisiklete bacagi feci carpmisim dun. oraya bepanten surucem.
ilk iki eli
biziz o ilk iki deli. neyin ilki oldugu onemli degil. biziz onlar. hersey onlarla basladi. deliligin tarihi degil, olasiligin tarihiydi yazilan.
diye basladim yazmaya, kafama gore takilcam boyle. artik nasil bir sey cikar ortaya belli olmaz. zamani gelmistide gecmisti yazmanin. otuz yasimiza bastik basacaz derken neden tutayim su kucuk kafadakileri dedim, salayim gitsin. soyledikten-yazdiktan sonra bende kalmaz laf. boyle bi ortamda asili kalir. hem bir topraklama misali rahatlamada gelir belki. bakalim iste. gorucek-miy-iz..
tekne seruvenlerini yazmak icin de kullanabiliriz. uzak kalinan zamanlari kisaltmak icin de. su de'ler ne zaman ayri, ne zaman birlesik di, bilemedim. simdi, ki zaman gelip geciyo, durmuyo yerinde, gitme olasiligi daha somut bir hal aldikca ozlemeye basladim seni olur olmaz anlarda, duzeltme: ozlemenin anlamsiz olacagi bir zaman yok, olamaz. ozlem anlam katar olusuma.
bi sana hitaben, bi dunyaya. burasi oyle birsey olsun istiyorum, guzel duygularla ciktim kosemden. ay. yetti bu kadar.
diye basladim yazmaya, kafama gore takilcam boyle. artik nasil bir sey cikar ortaya belli olmaz. zamani gelmistide gecmisti yazmanin. otuz yasimiza bastik basacaz derken neden tutayim su kucuk kafadakileri dedim, salayim gitsin. soyledikten-yazdiktan sonra bende kalmaz laf. boyle bi ortamda asili kalir. hem bir topraklama misali rahatlamada gelir belki. bakalim iste. gorucek-miy-iz..
tekne seruvenlerini yazmak icin de kullanabiliriz. uzak kalinan zamanlari kisaltmak icin de. su de'ler ne zaman ayri, ne zaman birlesik di, bilemedim. simdi, ki zaman gelip geciyo, durmuyo yerinde, gitme olasiligi daha somut bir hal aldikca ozlemeye basladim seni olur olmaz anlarda, duzeltme: ozlemenin anlamsiz olacagi bir zaman yok, olamaz. ozlem anlam katar olusuma.
bi sana hitaben, bi dunyaya. burasi oyle birsey olsun istiyorum, guzel duygularla ciktim kosemden. ay. yetti bu kadar.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)