29 Aralık 2007 Cumartesi

baslik bulmanin zorlugu uzerine degil

sinir otesi hareketler. sinir ihlalleri ve SINIR ihlalleri -p.magden
isgal eden ve edilen bir ulke. degisen anlayislar. yuzyillardir var olan hosgoru azaliyor mu? benazir butto ya suikast. ve canli bomba. pakistan karma karisik. herkes kendi politik cikarinin pesinde. insanlar icin birsey yapan neden bu kadar az.
ben ise patates olmus oturuyorum evde gunlerdir. kar firtinalarini izliyorum camdan. internetten dunyada olanlar. kendim degilim sanki burda. masal ulkesinde hic birsey olmazmi. olurda masal sarhosluguyla hissetmezmi insan. dilenmenin cezasi 81 ytl imis. kimlik soruldugunda apisip kalmanin cezasida var. mide bulantisi bedava. kramp bedava. sogukta sokakta acikta duzlukte dagda olmek de var. var olmakda.

2 Kasım 2007 Cuma

gecen gun aklima gelen sey

ama sonra kendime sakladigim sey. gelecekte birinin okumasini istedigim notlardi. beni tanimasini istedigim biri. aslinda benden cok hayat hakkinda bikac sey karalamak istiyorum. hayat yamuk olabilir. yani yamuk. bunu kabul ettikten sonra hersey guzel geliyor bana. su anda yazdiklarimin sacma olmasini bilmek ama sacma olmayan bisey olmadigini da bilmek. ve takmamak. takmak istemedigin seyleri. hatta oyle ki unutmak.

31 Ekim 2007 Çarşamba

film kritik

you are not alone - lasse nielsen
guzel bir filim. e ilk film yorumu boyle oldu. sakin. ve safligi anlatmis. cocuk safligini. sevgi. you can love everyone, as you love yourself diyo. keske baskalarini sevdigim kadar kendimi sevebilseydim diyorum bende.

%%%%%%% yorum yapmak sacma bi sey

it's all gone pete tong - frankie wilde adli dj in hayatindan bir donem. izlemeye deger yeniden.

25 Ekim 2007 Perşembe

windfall

regina public library da bedava film vardi. gittim gunesli kupelerle. sehirdeki bicok yerliden biri saniyorlar beni paranoyasi var o kupeleri takinca. ve degisik davrandiklarini fark ediyorum. hosuma gidiyor. insanlarin bu degisken halini gormek. ustume koyduklari kimligi tasimama ragmen.
kahvecide turkiye irak - u nun ustu noktali tabi - kurt uclemesi hakkinda haber vardi. yine nefeslerin tutuldugu gunler. gecen gunler kabus gibi gecti. kendimi olabildigince uzdum galiba. sabah aksam haber okudum-dinledim-segrettimi-dusundum. ve ablamin dedigi gibi sadece agladim mi. ablama sadece aglamiyorum demistim. bunu dedikten sonra yorulana kadar fiskirttim galiba. sonra bitti. bisey degismedi. ama gun bitti. pilim bitti. ertesi gunude ayni geciremedim. hava hic olmadigi kadar guzeldi regina da o gun. enerji fiskiriyordu sehirden. parkda sohbet eden insanlar. yurudum. dagildi kafadaki bulutlar. huzun hep orda.
yillardir defalarca soz veririm: daha az agla, mumkunse aglama. en sevmedigim yonum. -gerci hicbir yonumu seviyormuyum, sorun orda baslayip bitiyor mu benim icin.
azaldigini soyleyebilirim. sebep kabarcik.
teknemizi ozledim. dun izledigim belgesellerden biri bluenose hakkindaydi. turkiyede kendi ahsap teknemizi yaptigimizi hayal ettim. sadece biz degil. arkadaslar. uzuuun suren bir calisma. paylasmak. yapmak ellerle. suyan indirmek.

20 Eylül 2007 Perşembe

feys bok!

belkide, olabilir, bilmemkilerle dolu konusmalarim,yazilarim cogu zaman, onu fark ettim. gunes son demlerinde. oxen pond bizi bekler. anlatacak seyler birikti. seneye nerde olucaz. sen paris, ben montreal mi acaba. hayiiiiiiiiiiiiir... olamazzz. yuruyus iyi gelir. like a meditation demisti kadin. yuruyelim. konusalim.

18 Eylül 2007 Salı



joe.. kafasindaki bere cekmisti dikkatimi ilk, bir karti vardi, hani kafelerde bedava olur ya. onlardan almistim yanima, bakiyordum arada bir. ama bilip bilmedigimi hatirlamiyorum dinledigim muzikleri yapanin o oldugunu. joe zawinul 11 eylul 2007 de obur diyara gecti. mutlumu orda acaba. yine muzigini yapiyormu. bilmeden bildigim, sevdigim seylerden biri buda. belki boylesi daha guzel.

7 Eylül 2007 Cuma

uzay zaman

oku oku oku dusun ve sona bi daha oku oku dusun.....ve boyle gitsin bu.iyi gitsin de nereye gidiyo ve niye gidiyo. bazen ilerleyebilmek icin boyle sorulari pek sormamak gerekiyo galiba.bisiler yapiyo iste herkes.belki de bu zamanda uzayin bu kosesinde dunyanin bu yerinde neden oldugumuzu unutmak icin daliveriyoruz bisilere ve akintiya birakiyoruz kendimizi.iyi ve kotu ayrimindan tamamen siyrilmis bu akinti.olan sey var sadece ve o da o anda gecmis oluyo birdenbire.sonra yeni bi an.gecmisle ne kadar bagdastirsa da kafamizi o yeni ani aslinda herseyden bagimsiz olarak duruyo o an, sadece o an olarak karsimizda hatta icimizde veya biz onun icindeyiz.uzay ve zamanin mucizesi o an.nasil algiladigimiz ve algilandirdigimizla birlikte.her nerede yasiyor ve yasatiliyorsak belki de.

berry

geldim bolume. kahvem icin birinin sutunden (c)aldim. onceden konustugum ve konusmayi seven iyi aile babasi gulec yuzlu bir hocayla basladim geyige, uzattikca uzatiyorum, adamda gaza geldi newfoundland deki berry leri saymaya basladi: blueberry, bakeapple, rasberry, partridge berry, bisi daha vardi.. bes cesit saydi. ilk ucunu tecrube ettik ama son ikisini hala mechul benim icin. meyve mi olsam ben yoksa, kekik olmaktansa. daha dogrusu kekik kokmak istiyodum ben, kafada baya toparlamistim aslinda, kekik kokmak istiyen kizin hikayesini yazicaktim. cesaret edemedim belkide.

5 Eylül 2007 Çarşamba

fransiz likoru

sla nin paris haberleri ile costuk, tez konusu degisti, gaza geldik. korkumuzla yuzlestik: salabi ve strakkkciril geology. yine gunun yogunlugu altinda ezilmisken rob a gidip yavas yavas demlendik ve evindeki yeni karakterleri izledik.
al iste janim, bir blogumuz oldu da ne oldu. gecenin bir yarisi kalkip zonklayan kafamdakileri buraya geciriyorum. i think i am missing something about face book diyordun bugun. haklisin. facebook un olayi nedir bilmem. yok. bence olay insandan insana cok degisiyor. bu blog da kafamdaki ellibin kusur gerekli-gereksiz ayrintidan birazcikda olsun kurtulmam icin bir karalama defteri olabilir. denemek lazim demistik..
bisiklete bacagi feci carpmisim dun. oraya bepanten surucem.

ilk iki eli

biziz o ilk iki deli. neyin ilki oldugu onemli degil. biziz onlar. hersey onlarla basladi. deliligin tarihi degil, olasiligin tarihiydi yazilan.
diye basladim yazmaya, kafama gore takilcam boyle. artik nasil bir sey cikar ortaya belli olmaz. zamani gelmistide gecmisti yazmanin. otuz yasimiza bastik basacaz derken neden tutayim su kucuk kafadakileri dedim, salayim gitsin. soyledikten-yazdiktan sonra bende kalmaz laf. boyle bi ortamda asili kalir. hem bir topraklama misali rahatlamada gelir belki. bakalim iste. gorucek-miy-iz..
tekne seruvenlerini yazmak icin de kullanabiliriz. uzak kalinan zamanlari kisaltmak icin de. su de'ler ne zaman ayri, ne zaman birlesik di, bilemedim. simdi, ki zaman gelip geciyo, durmuyo yerinde, gitme olasiligi daha somut bir hal aldikca ozlemeye basladim seni olur olmaz anlarda, duzeltme: ozlemenin anlamsiz olacagi bir zaman yok, olamaz. ozlem anlam katar olusuma.
bi sana hitaben, bi dunyaya. burasi oyle birsey olsun istiyorum, guzel duygularla ciktim kosemden. ay. yetti bu kadar.